Onlar artık Tutsak-Sen’li

Sedat YILMAZ / Özgür Gündem

Türkiye’de yaşanan hukuksuzluğa, açlığa, yoksulluğa, savaşa ve emek sömürüsüne karşı çıkan KESK yöneticileri cezaevlerini mesken eyledi. KESK’e bağlı Eğitim Sen, SES, Tüm Bel-Sen, BTS ve BES üye ve yöneticilerine yönelik yapılan tutuklamalar cezaevinde yeni bir sendika kuracak sayıya ulaşmış durumda. Tutuklanma gerekçeleri ise skandal. Barış çadırlarını ziyaret etmek, 1 Eylül’de Dünya Barış Günü’nü kutlamak, öğrenciyken protesto eylemine katılmak.

Onlar artık Tutsak-Sen’li

AKP İktidarı kendisinden önceki demokrasi anlayışını eleştirirken, Türkiye’de yaşananlar ise 12 Eylül faşizmini aratmayacak nitelikte. “KCK” adı altında, ardı arkası kesilmeyen operasyonlarda tutuklanan binlerce Kürt siyasetçi ve onlarca gazetecinin  yanısıra herkesin gözden kaçırdığı bir başka ayrıntı daha yaşanıyor. Sendikal alanda emek mücadelesi veren onlarca KESK üyesi ve yöneticisi şu anda cezaevinde. Kendilerini sadece sendikal yasalar içerisine hapsetmeyen ve toplumun tüm sorunlarına karşı sorumlu davranan onlarca Kürt sendikacı 1990’larda katledilirken, bugün ise AKP’nin “ileri demokrasi” kurallarına göre tutuklanıyorlar. Hükümet şu sıralar işçi ve memur sendikalarıyla masaya oturup “örgütleme özgürlüğü” önündeki engelleri kaldıracağını beyan ediyor, ancak Türkiye’de yaşanan hukuksuzluğa, açlığa, yoksulluğa, savaşa ve emek sömürüsüne karşı çıkan KESK yöneticileri cezaevlerini mesken eyledi. KESK’e bağlı Eğitim - Sen, Sağlık Emekçileri Sendikası (SES), Tüm Bel- Sen, Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) ve Büro Emekçileri Sendikası (BES) üye ve yöneticilerine yönelik yapılan tutuklamalar cezaevinde yeni bir sendika kuracak sayıya ulaşmış durumda.

Barış mı dedin?

KESK’lilerin tutuklama sebepleri ise altın harflerle tarihe not düşülecek bir komedi filmini andırıyor. Kimisi barış çadırlarını ziyaret etmiş, kimisi 1 Eylül’de Dünya Barış Günü’ne katılmış veya öğrenciyken bir protesto eylemine katılmış. Dahası birçoğu mesai saatlerinde ve çalışma arkadaşlarına teşhir edilircesine gözaltına alınıp tutuklanmışlar. Doktormuş, öğretmenmiş, mühendismiş, fark etmez; birçoğu barış istedikleri için “KCK” sisteminin bir parçası sayılıp özgürlüklerinden alıkonulmuş durumda, bazıları da başka bir dünya istedikleri için tutuklandılar.

Yargıdan kurtulanı MEB yakıyor

AKP’nin demokrasi anlayışında uçan kuş nasibini alır misali yargının “şimdilik serbestsin” dediği sendikacılar bu kez iktidarın yerel temsilcilerine yakalanıyorlar. Riha’nın (Urfa) Pîrsus (Suruç) ilçesinde kurulan Demokratik Çözüm Çadırı’na katıldıkları için gözaltına alınan ve mahkemece serbest bırakılan 5 öğretmen Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açığa alındı. Eğitim Sen eski Şube Başkanı Sıtkı Dehşet, Eğitim Sen yöneticileri Remziye Şahin ve Veysi Özbingöl, Eğitim Sen üyeleri Zeycan Aydın ile Yahya Açıkgöz suç işleyip işlemedikleri tespit edilmeden ve haklarında kesinleşmiş bir dava olmamasına rağmen MEB tarafından keyfi olarak görevden uzaklaştırıldı.

Onlardan mektup var

Yaşadıklarını ve çektikleri sıkıntıları göndermiş oldukları mektuplar ile bize ileten KESK’li tutsaklar kamuoyundan daha çok duyarlılık bekliyor

Dört aylık bebekle tutukladılar

28 ekim 2010 yılında tutuklanarak Bakırköy Kadın Cezaevi’ne konulan SES üyesi Serpil Arslan Düzgün 4 aylık kızı Derya Devrim’le birlikte halen cezaevinde. Duygularını ve yaşadıklarını gazetemizle paylaşan Düzgün, sendikasına da sitem ediyor. Düzgün göndermiş olduğu mektupta şöyle diyor: “Tutuklandığım dava 1 Nisan 1994 tarihinde demokratik mücadele veren dernek ve kurumlara yapılan baskınlarla ilgili idi. O tarihte öğrenciydim ve o zaman da bu hukuksuzluğa sendikaların bir tavrı olmamıştı. 6 yıl sonra yani 2010’da yargıtay cezayı onayladığında SES üyesi bir pratisyen hekimdim. Ve yine hem SES hem de KESK duyarsız davrandı. Tutuklandıktan sonra da pek çok basın yayın organında yaşadığımız hukuksuzluğa yer verilirken sendika yine sessiz kaldı. 8 Mart’ta ve bayramda merkezi bir şekilde kart göndermekle yetindi. Tutuklandıktan 11 ay sonra da SES Genel Merkezi’nden Bedriye Yorgun bakanlık izniyle görüşümüze geldi. Devrimci demokrat insanlara emekçilere bu kadar yoğun şekilde ve baskı politikası uygulanırken sendikaların bu anti demokratik uygulamalara baskılara karşı durmasını beklerdim. Bizim gibi sendikalı tutsaklar için daha duyarlı olunmalı diye düşünüyorum.”

‘Bu hukuksuzluğu teşhir edin’

Halen Bakırköy Cezaevi’nde tutuklu bulunan Eğitim - Sen üyesi Nazire Ayata Civelek ise göndermiş olduğu mektupta yaşadıkları hukuksuzluğun teşhir edilmesini istiyor. Civelek, mektubunda şu çağrıyı yapıyor: “Yargıtaydaki cezamızın onaylandığını öğrendiğimde yaklaşık 1 yıllık Eğitim- Sen üyesiydim. Hukuki süreci takip etmek için görev yaptığım Rize’nin Ardaşen ilçesinden Ankara’ya gittim. İlk olarak Eğitim-Sen Genel Merkezi’ne gittik. Buradan da iki avukatın ismi verilerek KESK Genel Merkeze gönderildik. KESK Genel Merkezi’ni aradığımızda avukatların orada olmadığını ve konuyla ilgili aslında Eğitim-Sen’in yardımcı olması gerektiği söylendi. Kısacası üyesi olduğum sendikadan yardım alamadım. 1 yıldır 2.5 yaşında kızımla birlikte Bakırköy Kadın Cezaevi’nde tutsağım. Bu süre zarfında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ve bayramlarda değişik illerdeki sendikalarımızdan kartlar aldık. Son olarak da yaklaşık 1 ay önce KESK Genel Merkezi tarafından bizimle görüşmek için Adalet Bakanlığı’na açık görüş başvurusu yapıldı. Buna bağlı olarak KESK yönetiminde bulunan Bedriye Yorgun bizim ziyaretimize geldi. KESK’e ve Bedriye Hanım’a elbette ki teşekkür ediyoruz. Ancak yaşadığımız sıkıntılara ve ceza aldığımız davayla ilgili tüm bu hukuksuzluk teşhir edilsin. Kamuoyuna duyurulsun. Çünkü son dönemlerde bu saldırılara karşı sessiz kalırsak bugün yaşadığımız bu hukuksuzluğu yarın bir daha birçok insan yaşayacaktır.”

Yeni ittihatçılar AKP’dir