Okullarda ADEY karmaşası

Ümit GÜLENÇ * / Emrah ÇORBACIOĞLU *

 

Kasım 2011 ilköğretim okullarında sınıf ve sınıf rehber öğretmenlerinin üzerlerine yıkılan ADEY angaryasıyla meşguliyetle geçti diyebiliriz. Hemen hemen tüm okullarda öğretmenlerin anketör gibi çalışmak zorunda bırakıldığı bir uygulama olarak gözlemlenen ADEY; açık haliyle de söyleyelim Aşamalı Devamsızlık Yönetimi, amaç olarak “İlköğretim öğrencilerinin okula devamlarını sağlayarak çocukların ilköğretimi zamanında diploma alarak tamamlamaları için devamsızlığın erken tanılamasını, değerlendirilmesini, devamsızlık yapan çocuğa yönelik bireyselleştirilmiş uygun müdahalelerin yapılmasını sağlamak ve takibini yapmak”(1) ifadeleriyle gerekçelendirilmektedir.

 

Öğrencilerin okula devamsızlık nedenlerinin araştırılması ve bunlara çözüm yolları üretilmesi gerekli ve anlamlı bir çabadır. Bunun için çalışmalar yapılması, modeller geliştirilmesi önemlidir. İlköğretim Genel Müdürlüğü de “risk altındaki çocukların saptanması ve bireyselleştirilmiş müdahale programları öneren ADEY” (2) ile bu soruna eğilmiş gözüküyor. Ancak bu amaçla geliştirilen ölçme araçlarının amaca uygun hazırlanışından, ortaya çıkan sonuçların/risklerin belirlenmesi ve müdahale yöntemlerine kadar temel başlıklarda ciddi sıkıntıları da beraberinde içererek.

 

ADEY modelinin uygulanmasında bilgi edinme aracı “ Risk ve İhtiyaç Değerlendirme Formu” (RİDEF) ‘dur. Bahsettiğimiz sıkıntıların en başında RİDEF’te bulunan soru ve ifade maddelerinin sorunlu olması gelmektedir. Özel yaşamın gizliliğini ihlal eden maddelerin varlığı, RİDEF’in uygulanma sorumluluğunun sınıf ve sınıf rehber öğretmenlerine yüklenmesi, buna bağlı olarak çalışma saatlerinde belirsizliğin ve angaryanın ortaya çıkması ve risk göstergelerine müdahale noktasında eğitim alanından olmayan (muhtar, din görevlisi, STK temsilcileri) kişi ve kurumların süreçle ilişkilendirilmesi, ADEY kapsamında oluşturulan Risk Takip Kurullarının “kalite kurulu” gibi kurullarla ilişkilendirilmesi önerileriyle Toplam Kalite Yönetimi anlayışının sürece dahil edilmesi ve benzeri pek çok itiraz noktaları bulunmaktadır.

 

Bu aşamada Sendikamız Genel Merkezi bu itirazları kapsamlı bir değerlendirmeyle ele alarak Genel Başkan Ünsal Yıldız tarafından yapılan bir basın açıklaması ile konuya değinmiştir. (3)  İlgili basın açıklaması, ADEY’e ilişkin bizimde yukarıda değindiğimiz sorunları da içeren soru ve eleştiriler sıralandıktan sonra, “Hukuksal ve İşlevsel olarak sorunlu olduğunu tespit ettiğimiz bu uygulamaya ilişkin eleştirilerimiz dikkate alınmalı ve  ADEY’in uygulanması durdurulmalıdır. Bu konuda gerekli hukuksal ve örgütsel girişimlerde bulunacağımız bilinmelidir.” ifadesiyle sona erdirilmektedir.

 

Bir ara özet yapmak gerekirse; eğitim bakanlığımız ilköğretim okullarında okuyan öğrencilerinin okula devamsızlığına yönelik bir model geliştirmiş (ADEY) ve fakat geliştirilen model sorunlar barındırmaktadır. Sendikamız (Eğitim-Sen) ise bu eksikliklerin altını çizerek sürece müdahil olmuş ve “ADEY durdurulmalıdır” demiştir. Kısaca böyle özetleyebiliriz.

 

Amaaaa… Devam eden süreçte; sendikamız, Genel Başkanı tarafından yapılan açıklamasında ulaştığı ve bizce de anlamlı olan “ADEY durdurulmalıdır” sonucuna uygun adımları atmak konusunda çelişik ve de  tutarsız adımlarıyla Eğitim -Sen’den beklenmeyecek bir belirsizlik ortamı yaratmıştır. Nasıl mı? Anlatalım.

 

ADEY uygulamasının sırtlarına yüklendiği öğretmenler bu durumdan kaynaklanan rahatsızlıklarını dillendirmeye başlamışlardır. Eğitim-Sen üyesi öğretmenlerde, doğal olarak, ne yapmaları gerektiğiyle ilgili olarak örgütlerine başvurmuşlardır. İşte bu noktada Sendikamız merkezi anlamda bir dil birliği geliştirememiş, şubeler ve üyeler kendi başına bırakılmıştır. Örnek olarak özel yaşamın mahremiyetinin ihlal edildiğini düşündüğü bu modelin uygulayıcısı olmak istemeyen bir Eğitim-Senli öğretmen, bunu uygulamayı reddettiği takdirde gelişecek hukuki süreçlerde sendikanın yanında olacağına dair bir emare görememiştir.

 

Şubeler ADEY’le ilgili kafa karışıklığına düşmüştür. Bir şube genel başkanı tarafından yapılan basın açıklamasından bölümleri alıp “ADEY durdurulmalıdır” diye belirtirken (4) bir başka şube ya da şubeler ise ADEY çalışmasında RİDEF formlarının zamanında doldurulamamasından kaynaklı sorumluluğu öğretmenin üzerinden atmaya yönelik dilekçe örnekleri yayınlamaktadır. (5) Hatta ilgili dilekçeye gerekçe olarak “…Ancak kimi soruları cevaplamadan işlem yapmak istediğimizde sistemin kabul etmediği ortaya çıkmaktadır .Bu nedenle RİDEF uygulamasına yönelik okullara verilecek bir  dilekçe örneği hazırlamış bulunmaktayız.” ifadeleri kullanıldığı görülmüştür. Hemen belirtmek gerekir ki bu dilekçe örnekleri de Genel Merkez’den şubelere gönderilmiştir.

 

Yani ilk baştan bu noktaya kadar olan durum şöyledir: İlk başta “ADEY durdurulmalıdır” diyen Eğitim- Sen Genel Merkezi uygulamanın sonlandırılmasına bir gün kala(!?) “Gecikmelerden Ben Sorumlu Değilim Dilekçe Örnekleri(!)” yollamıştır.

 

Eğitim alanının AKP ve Sermaye açısından yıkılması gereken  son kale olarak görüldüğünü, bakanlığa Ömer Dinçer in getirilişi ile de bu sürecin hızlandırılacağını az çok hepimizin tahmin ettiğini biliyoruz. 3 aylık tatil polemiği,8 – 5. Çalışma saatleri tartışması,yeterlilik sınavları, rotasyon uygulama tartışmaları ve benzeri, tüm bunlar bu dönemin eğitim emekçileri açısından sıkıntılı geçeceğinin sinyalleriydi.

 

Parasız, Laik, Demokratik, Anadilde Eğitim mücadelesinin öznesi olan Eğitim-Sen’in, bu sıkıntılı döneme karşı pozisyon alma konusundaki hatalı eğilimleri, merkezi anlamda kendini açık bir şekilde göstermektedir. Karar ve tavır alma konusunda gösterilen beceriksizlik ve zaaflı tutumların Eğitim-Sen’i ve mücadelesini zayıflatan genel hatalı eğilimler olduğunu söyleyebiliriz.

 

Sermayenin eğitim alanına yönelik ağzının sulandığı günümüz dünyasında, doğal olarak uygulamalarda da bunun tezahürleri karşımıza çıkacaktır ve çıkmaktadır.  Yukarıda da değindiğimiz gibi, ADEY modelindeki uygulamaların verilerinin “kalite kurulları” ile paylaşılabileceği gibi ifadelerde bunun ipuçlarını yakalamak pekala mümkün. Ancak bütünlüklü bir değerlendirmeyle ADEY modelinin de eğitimin piyasaya açılması adımları olan TKY uygulamaları, Performans Değerlendirme Sistemi Çalışmaları mantığının bir devamı olarak anlamlandırılma sinyalleri mevcutken… Evet, “ADEY durdurulmalıdır”  denmeliydi ve devamında buna uygun adımlarla ADEY’in doldurulmaması örgütlenmeliydi.

 

Böylece özel yaşamın gizliliğinin ihlaline yol açtığı düşünülen, mevsimlik işçilik gibi yapısal sorunların “okul korkusu” ile aynı grupta kategorize edildiği, çocuğun istismar edilip edilmediğini öğretmen gözlemine bırakan bilimsel olmayan bir uygulamanın yürütücüsü olarak başta eğitim emekçileri ve Eğitim-Senliler olmazlardı.

 

Bitirirken

Eğitim-Sen Genel Merkezi ADEY sürecinde sınıfta kalmıştır. Eğitim emekçileri sendikalarından tutarlı ve kararlı bir duruş görememişlerdir. Merkezi anlamda yaşanan bu durum doğal olarak üyelerin ortak hareket edebilme becerisine sekte vurmuştur. Bu anlamda, en hafif tabiriyle “ortada bırakılan” üyeler hiç de hoş olmayan bir pozisyona düşmüşlerdir. Bir yandan “ADEY durdurulmalıdır” diye açıklama yapıp diğer yandan son gün  “gecikme olursa sorumluluk bende değildir” diye okul müdürlüklerine verilmesi için hazırlanan dilekçe örneklerini yollayan bir genel merkez görüntüsü ciddiyetten uzak bir tablo ortaya koymuştur. Hiçbir Eğitim-Sen’li böylesi zor bir durumda bırakılmayı hak etmemektedir. Eğitimin piyasalaştırma sürecinin halkalarından olan bu uygulamaları ikirciksiz, amasız kabul etmemek, süreci geçiştirmeye dönük hamlelerden vazgeçmek gerekir. Bu sürece karşı pozisyon alamayan Eğitim-Sen Genel Merkezini fiili, meşru mücadele geleneğimizi zafiyete uğratmayacak bir aklıselimliğe davet etmek zaruri olmuştur. ADEY içinde şu madde iyi şu kötü, şunu yap şunu yapma diye birkaç ifadeye karşı hukuksal mücadeleden çok çok öte, açık açık “Angarya’ya Hayır, ADEY’i uygulamıyoruz” denip örgüt pasifizmin kollarına bırakılmamalıydı.

Ümit Gülenç – Eğitim-Sen Bursa Şube Üyesi

umitgulenc@hotmail.com

Emrah Çorbacıoğlu – Eğitim-Sen Ankara 1 No’lu Şube Üyesi

emrah_corbaci@yahoo.com

(1)   25.08.2011 tarih, Aşamalı Devamsızlık Yönetimi Konulu İlköğretim Genel Müdürlüğü Genelgesi.

(2)   İlköğretim okulları için Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY) uygulama klavuzu S.5

(3)   22.11.2011 tarihli “Angarya Çalıştırma, Özel yaşamın Mahremiyetine Müdahale Getiren ADEY ( Aşamalı Devamsızlık Yönetimi) Uygulaması Devletin Temel Sorumluluklarını Öğretmenlere Yüklüyor” başlıklı basın açıklaması için bkz. “http://www.egitimsen.org.tr/icerik.php?yazi_id=3772.

(4)   28.11.2011 tarihli Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube açıklaması için bkz.http://www.egitimsenankara1.org/index.php/haberler/316-adey-durdurulmaldr

(5)   İlgili dilekçe örneği için bkz. http://www.egitimsenizmir6.org/index.php?option=com_content&task=view&id=224&Itemid=1

(6)   30.11.2011 tarihli 2Eğitim – Sen Ankara 2 No’lu Şube Web Sitesindeki açıklama için Bkz.http://www.egitimsenankara2.org/index.php?option=com_content&task=view&id=1286&Itemid=1

Anahtar Kelimeler:
Okullarda ADEY Karmaşası
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.