Uyuşturucunun sinirbilimi

Beyin, kendi bünyesinde oldukça detaylı bir iletişim sistemini barındırır.

Çeşitli nörotransmitterler, nöronların birbirleriyle iletişimine olanak tanır, bu durum da algımızı, hislerimizi ve düşüncelerimizin temelini oluşturan sinyalleri ortaya çıkarır.

Fakat bazı yabancı kimyasallar; beynin ana nörotransmitterlerini taklit ederek ya da onların reseptörlerdeki yerlerini çalarak bu iletişim sistemine sızabilirler. Bu yüzden de, “kafanın güzel olması” durumu; sinyalleri çarpıtarak gönderen uyuşturucuların sonucudur.

Kullanımları neticesinde, uzun ve kısa vadede beynin işlevselliğini yitirmesine sebep olan bu uyuşturucuların etkileri her zaman geri döndürülebilir değildir. Birçok uyuşturucu, mental sağlığın bozulmasına, nihayetinde de biyolojik ve davranışsal sorunların ortaya çıkmasına ve ölüme sebebiyet verirler. Bu yazımızda, yaygın olarak bilinen 6 uyuşturucunun beyinde meydana getirdiği karakteristik etkileri özet halde sıralayacağız.

1- ALKOL

Alkol, insanları uyuşuk, odaklanamaz ve olduğundan daha sosyal yapar. Çünkü, beyne giren alkol, GABA isimli kimyasal bir taşıyıcının etkilerini taklit eder. GABA, beyindeki ana engelleyici nörotransmitterdir, yani nöronlar arasındaki iletişimi yavaşlatır ve beynin aktifliğini azaltır.

GABA’ya cevap olarak; hafıza oluşumu ve sosyal engelleme oluşturan çeşitli beyin bölgelerinin çalışması yavaşlar. Alkol alan insanların, alkol etkisi geçtiğinde yaptıklarını hatırlamaması ve alkollüyken hiç tanımadığı insanlarla çok fazla yakınlaşmasının sebebi bundandır.

2- EKSTAZİ

MDMA, yani ekstazi; amfetamin benzeri bir moleküldür ve halüsinojik bir bileşen olan meskaline (fenetilamin grubundan halüsinojen bir alkaloid- bazı kaktüs türlerinde bulunur) benzer.

Dolayısıyla, MDMA; hem halüsinojenik hem de uyarıcı özelliktedir. Uyarıcı özellikleri; kullanan insanları uyanık, enerjik ve seksüel anlamda canlı tutar. Halüsinojenik özellikleri ise; öforik ve sosyal hissetmeye, duygusal algılarıyla daha fazla temas içerisinde olmalarına sebebiyet verir.

MDMA; serotonin reseptörlerine tutunur ve mevcut serotoninin nöronlar arasındaki boşluklarda çok fazla zaman geçirmelerine sebep olarak halüsinojenik hislere neden olur. Serotoninin artışı, molekülün beyindeki etkilerini de artırır. Uyuşturucuyu almış kişilerde görülen aşırı mutluluk hali bu birikmenin bir sonucudur. Benzer şekilde, MDMA, noradrenalin reseptörlerini hedefleyerek uyarıcı özelliklerinin gelişmesine sebep olur. Bu durum da; kişinin çevresiyle olan etkileşimin azalmasına neden olur.

3- LSD (Lizerjik Asit Dietilamid)

LSD, 1930larda bulunan insan yapımı bir kimyasaldır ve halüsinasyon görmeye, algının bozulmasına ve yoğun psikolojik etkilere sebep olur. LSD üzerine yürütülen araştırma sayısı oldukça az olduğundan bu hislerin nörolojik temeline dair bilgimiz sınırlı, ancak görünen o ki; bu bileşik de beyinde serotonin reseptörleriyle etkileşim halinde. LSD molekülleri, serotonin reseptörlerine tutunarak, mevcut serotonin moleküllerinin bu bölgelerde birikmesine sebep olarak, işlerini yapmasına engel oluyor.

4- KOKAİN

Kokain, beyni etkiler, kan damarlarını sıkıştırır, bölgesel uyuşmaların getirdiği ağrılara sebep olur. Temelde, bu uyuşturucu, nöronların etrafta serbest dolaşan nörotransmitterleri almasını ve sinyallerin taşınmasını engeller. Kokain, özellikle de dopamin, nöroepinefrin, serotonin ve asetilkolinin geldikleri nöronlara dönüşünü engeller.

Nöronlar arasındaki boşluklarda kalan bu nörotransmitterler merkezi sinir sistemini uyarmaya devam eder. Kokainin sebep olduğu mutluluk, beynin ödül merkezlerinde köklerini bulan iki nörotransmitter olan dopamin ve serotoninin birikmesinden kaynaklıdır.

5- EROİN

Eroin, kullanıcısında aşırı öforik hal ve kuvvetli hissetme durumuna sebep olur. Beyne girdiği anda, eroin, morfin isimli bir başka kimyasala dönüştürülür. Daha sonra morfin, mu opiod reseptörleri denilen moleküllere tutunur. Bu durum, beyinde bir sinyal şelalesi oluşturarak aşırı dopamin salınımına sebep olur.

Beynin ödül merkezlerini uyaran dopamin, aşırı öforik hal durumunun ortaya çıkmasına neden olur. Eroinin zirve yaptırdığı bu hal, kullanıcıların aynı zirveyi tekrar tekrar aramalarına sebep olur ve her kullanımda uyuşturucuya dair geliştirilen tolerans artar. İşte bağımlılık da burada başlar, çünkü dopamin, geriye sürekli isteyen bir beyin bırakır.

6- ESRAR

Esrar, ağrı ve mide bulantısını azaltırken insanlara öfori, rahatlama, açlık hissi veren THC isimli bir bileşik içerir. THC molekülleri, beyinde, CB1 kanabinoid reseptörleri isimli belirli reseptörleri etkiler.

Bu reseptör kümeleri; özellikle de hareket koordinasyonu, bilişsel görevler, hafıza kaydetme, ödül merkezlerinden sorumlu çeşitli beyin bölgelerinde bulunur. Araştırmalara göre, THC molekülleri CB1 reseptörlerine tutunduğunda, bu durum çeşitli kimyasal taşıyıcıların aktivitesini engelliyor. Bu da, vücudun çeşitli parçalarında esrar kullanımının etkilerinin görülmesine sebep olur.

(Kaynak: Bilimfili)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.